Hayat ve Eğlenmek

“Hayat eğlenmek içindir.”

Bugün, sakin geçen bir günün nihayetinde, aynada yazılı bir söz yansıdı aynadan gözlerime. Bir an durup baktım. Belki de hayatın fazlasıyla renkli olduğunu; bütün olumsuzlukların arasında bile bir yerlerde olumlu olanın varlığını hatırlattı.

Hayat gerçekten eğlenmek için midir?

Belki de gerçekten böyledir.

İnsan yaşamını bir bütün olarak düşündüğümüzde, hayat yalnızca büyük kararlar, kayıplar, sorumluluklar ve mücadelelerden oluşmaz. Psikolojide olumlu duyguların; oyun, merak, mizah, sosyal bağlar ve keyif veren etkinliklerin insanın iyi oluşunda önemli bir yere sahip olduğu bilinir. Eğlenmek bu anlamda hayatın karşıtı değil, hayat deneyiminin parçalarından biridir. Üstelik insanın dünyadaki yaşamı, bütün ciddiyetiyle birlikte, şaşırtıcı derecede küçük anlardan oluşur.

İlk kez gördüğümüz bir yüzle başlar bazı şeyler. İlk kelimemizi söyleriz. İlk adımımızı atarız. Bir oyuncağa güler, bir şeye merak salar, bir şarkıyı tekrar tekrar dinleriz. Bir arkadaş edinir, âşık olur, bir yere ait hisseder, bazen hiçbir sebep yokken kahkaha atarız.

Sonra büyürüz.

Çocukluktan yetişkinliğe uzanan yıllar boyunca onlarca, yüzlerce, belki binlerce deneyimin içinden geçeriz. Bazıları unutulur. Bazıları hayatımızın yönünü değiştirir. Bazıları ise yalnızca birkaç saniye sürmesine rağmen hafızamızda yıllarca kalır.

Ve bütün bunların arasında trajediler de vardır. Kayıplar, korkular, ayrılıklar, başarısızlıklar, belirsizlikler...

“Trajedi” insan deneyiminin acı ve yıkıcı taraflarını ifade ederken, eğlence bunun tam karşısında duran basit bir neşe hâli değildir. İnsan psikolojisi, olumlu ve olumsuz duyguları aynı yaşam içerisinde birlikte deneyimleyebilir. Hatta olumlu duyguların, zorlayıcı deneyimlerle başa çıkmada ve psikolojik dayanıklılıkta önemli bir rol oynayabildiği düşünülür.

Belki de bu yüzden hayat yalnızca trajedilerden ibaret değildir. Çünkü en zor zamanlarımızın arasında bile küçük bir şey bizi güldürebilir. Bir arkadaşımızın söylediği saçma bir cümle, çocukken oynadığımız bir oyunun hatırası, bir şarkının beklenmedik bir anda içimizde uyandırdığı duygu, güneşin yüzümüze vurduğu birkaç saniye, bir kahve, bir kitap, bir sohbet, bir kahkaha...

Bunların hiçbiri hayatın trajik taraflarını ortadan kaldırmaz. Ama hayatın yalnızca onlardan ibaret olmadığını gösterir.

Belki de “Hayat eğlenmek içindir.” cümlesini bu yüzden yalnızca bir eğlence çağrısı olarak düşünmemek gerekir. Belki eğlenmek; hayata rağmen gülmek, merak etmek, oyun oynayabilmek, bir şeylerden heyecan duyabilmek ve bütün ciddiyetinin içinde yaşamın küçük güzelliklerine yer açabilmektir.

İnsan, dünyaya geldiği andan son kez gördüğü ana kadar sürekli bir şeyler deneyimler. Ve belki bütün bu deneyimlerin arasında en insani olanlardan biri de şudur: Yaşarken biraz olsun keyif alabilmek.

Bu yüzden belki de hayat gerçekten eğlenmek içindir. Belki hayat, bütün trajedileriyle birlikte, hâlâ eğlenmeye değer bir şeydir.

Yorumlar