Yaşa. Sev. Öğren
Yaşamın şüphesiz en tatlı neşesi olan sevgi; belki de en büyük güdülerimize anaçlık yapan, bizi hayata bağlayan en ilkel ve en güçlü duygudur. Literatürde bağ kurma, ait olma ve koruma ihtiyacının bir sonucu olarak tanımlansa da, hayatın tam gerçeğinde sevgi bir kavram değildir. Sevgi, yaşandıkça anlam kazanan bir öğretidir. Sessizce başlar, zamanla derinleşir ve insana kendini öğretir.
Tüm yaşadığımız acılar ve karşılaştığımız gerçekler, sevginin sınandığı alanlardır. Tolere edebildiğimiz onca şey, görmezden gelmeyi seçtiklerimiz, katlanmayı öğrendiklerimiz… Hepsi sevgiyi şekillendirir. İnsan, sevmeyi çoğu zaman en kırıldığı yerde öğrenir. Çünkü sevgi her zaman kolay değildir; bazen sabırdır, bazen direnmek, bazen de vazgeçmemeyi göze almaktır. Savaşarak öğrenilen bir yanı vardır sevmenin.
Ve sevgimizle büyüttüğümüz yaşam; yaşamın tam kendisidir. Sevgiyle beslenen bir hayat, eksiklerine rağmen ayakta kalır. İnsan sevdikçe büyür, büyüdükçe anlamlandırır. Yaşamak, sevmek ve öğrenmek birbirinden ayrı değildir; biri eksik kaldığında diğeri yarım kalır.
Yaşa.
Sev.
Öğren.
Bu üç kelime, insanın kendine bıraktığı en sade ve en gerçek mirastır.
Sevginin bir kavram değil, yaşandıkça anlam kazanan bir öğreti olduğu fikri hala arkasında durduğum bir düşünce. Çünkü insanın en ham ve en filtresiz hali sevdiği yerde ortaya çıkıyor. Acının içinden geçmeden olgunlaşmayan bir tarafımız var ve sevgi o geçişin hem sebebi hem sonucu gibi.
YanıtlaSilAma bir noktada kendime de itiraz ediyorum.
Sevgiyi bu kadar yüceltirken, onu neredeyse her şeye katlanmayı meşrulaştıran bir güce dönüştürme riskimiz var mı? Tolere etmek, görmezden gelmek, katlanmak dediğimiz yerlerde sevgi mi konuşuyor gerçekten, yoksa korku mu, alışkanlık mı yoksa yalnız kalmama arzusu mu? İnsan en kırıldığı yerde sevmeyi öğrenir dedin, doğru. Ama bazen de en kırıldığı yerde, sevmeyi değil, sınır koymayı öğrenmeli midir ki acaba.
Sevginin savaşarak öğrenilen bir yanı var, evet. Fakat her savaş sevgi için verilmez. Bazen vazgeçmek de sevgidir. Kendine duyduğun sevginin bir biçimi. Direnmek kadar bırakabilmek de bir olgunluk göstergesi olabilir.
Yine de inkar edemeyeceğim bir şey var. Sevgisiz bir hayatın içi boş kalıyor. Sevgi olmadan büyümek mümkün ama derinleşmek zor. Belki de asıl mesele, sevgiyi kör bir bağlılık değil, bilinçli bir seçim haline getirebilmemizde.
“Yaşa. Sev. Öğren.” ama kendini kaybetmeden