Kaygısızlık

Hayatın düpedüz rutininde yaşamak… Planlar, hedefler, hesaplanmış adımlar ve kaçınılmaz sonuçlar… Her sabah aynı alarm sesi, aynı kahve kokusu, aynı bilinen yol… Her şey yerli yerinde, her şey kontrol altında. Peki, bu gerçekten yaşam mı, yoksa sadece bir varoluşun tekrarı mı?

Çocukluğumuzda, geceyi arkadaşlarımızın sıcak şefkatiyle, yatağımıza saklanmış bir şekilde geçirirdik. Dünya, o zamanlar bu kadar kurallarla, bu kadar planla ve bu kadar “sonuç” ile dolu değildi. Hayat, bir keşif, bir oyun, bir sürprizdi. Kaygısızdı.

Belki de hayatın özü, ne tamamen rutinlerde ne de tamamen kaosta gizlidir. Belki hayat, bu iki dünyanın arasında bir köprü kurabilmekte yatar: disiplin ve özgürlük, hedefler ve anın tadı, plan ve sürpriz. Günlük rutinler bize istikrar ve ilerleme sağlar; çocukluğumuzdaki o kaygısız anlar ise ruhumuzu besler, bize yaratıcılık ve gerçek mutluluk verir.

Hayatın sırrı henüz tam olarak çözülememiş olabilir, ama yol kaygısızlıktan geçer. Rutinlerimizi ve sorumluluklarımızı bilinçle sürdürürken, arada bir durup, hayatın küçük sürprizlerine, beklenmedik neşelerine ve basit mutluluklarına kapılabilmek… İşte belki de yaşamın en gerçek hali budur.



Yorumlar

Yorum Gönder